Mısır tarihi tevrat ve kuran
Geçmişi lanetlediler, ama o geçmişten aldığı mirasi kutsayıp Tanrı vahyi diye yutturdular taraflarına. En çokda yahudiler üstlendi bunu. Gittikleri her yörenin içinde yaşadıkları her medeniyetin kültürlerini çaldılar birer birer, ve içlerine kendi uydurma hikayelerini katıp musevilik ve eski ahiti yarattılar. Sümerlerin gılgamış destanının tufan hikayesi eski ahit ve tüm kutsal kitapların tufan hikayesi oldu.
Gılgamışın çamurdan yaratılış hikayesi eski ahite ve ordanda kuranın hikayesi oldu,
Göklerin ve yerin birken ayrılma hikayesi ise sümer, babil, ve mısır mitolojisinden tevrata ordanda kurana geçti. Ve daha binlerce hikaye böyle geldi geçti.
Yahudilerin çaldığı kültürlerden biriside onların tek tanrı fikirlerine ilham kaynağı olan eski mısır firavunlarından AKHENATON'du. Ahit yazıcıları akhenatonu kutsayarak Musa peygamber yaptılar. Akhenaton'da Musa gibi birtek güneş tanrısı amen ra dışında diğer tanrılara tapınmayı yasaklamış ve mısır panteonundaki bütün tanrıların egemenliğine son vererek Mısır'da tek tanrıcılığı ilan etmiştir.
Akhenaton'un tek tanrıcılığı zorunlu kılan kanunları ile Musanın 10 emri aynıydı.
Akhenaton kanunlarinin herbiri yahudi yazıcıları tarafından kutsandı ve kendi Rab'lerinin kanunlarına dönüştürüldü. Daha sonrada incil ve kurana geçti. Akhenaton'un Tanrı Amen için yazdığı bir şiirde eski ahit ve incil üzerinden gelip islamiyetin ezanını oluşturdu. :
Tanrı, uludur, birdir, tektir.
ondan başkası yoktur.
bir tanedir,
o’dur her varlığı yaratan.
bir ruhtur tanrı, görünmeyen bir ruh…
ta başlangıçta vardı tanrı.
tek varlıktı o.
hiçbir şey yokken o vardı.
herşeyi o yarattı…
ezelden beri gelen varlığı,
ebediyete kadar sürecek.
gizlidir tanrı, kimse görmemiştir onu.
insanlara ve yarattıklarına sır kalır her zaman…
Akhenatonun yazdığı bu şiiri rahipler muabbedlerde dua niyetine okur bitiminde de hep birlikde amen derlerdi. Hristiyanlarin her duadan sonra amen, müslümanların ise amin demesi işte bu mısır geleneğinin bir devamıdır.
Ancak Akhenaton'un tek tanrı girişimleri mısır ordu komutanları Ve rahiplerin işine gelmez.
Bir zaman sonra yıkıma uğrar, Akhenaton'da taraftarlarını toplayarak Mısır'ı terketmek zorunda kalır.
İşte bu terk vakasıda tevrat, incillerde Kur'an'ın meşhur Mısır'dan çıkış hikayesinin ana kaynağıdır. Ahit yazıcıları mısır öykülerini birde kendi uydurma hikayelerini katarak tarihi tamamen alt üst etmişlerdir. Örneğin bunlardan birisi Nil' nehrinin kana dönüşme hadisesi bir diğeride kızıl denizin ikiye yarılma hadisesi. Ancak ne varki tarihi her olayı kayda geçmekle meşgul eski mısırlıların hiçbir kayitlarında ne Nil'in kana dönüşme mucizesi ne de Kızıl denizin ikiye yarılma vakalarına hiçbir kayıtta rastlanmaz. Öyküleri tevran üzerinden kapan Kuran'ın durumu ise çok daha vahimdir. Çünkü Kur'an firavunun kızıl denizin kapanması sırasında hem öldüğünden bahseder ( Bakara suresi 50. Ayet= "Hani, sizin için denizi yarmış, sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun ailesini suda boğmuştuk.) Hemde öldürülmeyip firavunun müslüman olması nedeniyle kurtarıldığından bahseder. Yunus (90,91,92: İsrailoğullarını denizden geçirdik. Firavun da, askerleriyle birlikte zulmetmek ve saldırmak üzere, derhal onları takibe koyuldu. Nihayet boğulmak üzere iken, “İsrailoğulları’nın iman ettiğinden başka hiçbir ilâh olmadığına inandım. Ben de müslümanlardanım” dedi. )
Tanrıdan olduğu iddia edilen kutsal kitapda en ufak bir çelişki olamayacağı gibi hiçbir yazılı mısır tarihinde ne Müslümanlıktan bahseder nede müslüman olmuş herhangi bir firavundan bahseder. Bu mümkünde değildir zaten, çünkü eski mısır zamanında ortalıkta Müslümanlık diye bir inanç yoktu. Kuran bu öyküleri tevrattan alarak islamlaştırmaya çalışmış fakat çalıştırırkende herşeyi birbirine karıştırmıştır.
Yorumlar
Yorum Gönder