Dinler hakkında Görüşüm
Uzun zamandır dinleri araştırıyorum. Çocukluğumuzdan beri İslam ile büyütüldük. Biz uyuşturucu etkisi ile büyüdük haberimiz yokmuş. Bize yıllardır Kuranı Türkçe okumayın anlamazsınız diyorlardı, arapça okumanız lazım diyorlardı. Aslında Kuranı keşke her Türk evladı okusa. Sadece Kuranı okusa ve kendisi görse ne olduğunu... Bu süre zarfında işlerimi vaktimi ihmal ettim. kendimi soyutladım. düzenimi bozdum. Peki ya ne uğruna? Yaratıcı'dan bahsediyoruz ve alimlerin sahibi olduğunu söylüyoruz. Kurana bakıyoruz; Bir düzen var bir ahenk var diyoruz ama evren Kaos ile dolu herhangi bir düzen yok.! Çelişkilerle dolu bilime ters bir kitap. Adem ve Havva hikayesi bilim ile yerle bir oluyor. milyon yıllık insanımsı kemikler. neandertaller dev insan kemikleri cüce insan kemikleri bulunuyor karbon testleri ile yılları belirleniyor hop diye gökden inmediğimiz yavaş yavaş geliştiğimiz görülüyor. Dinlerin bize mucize hikaye olarak sunduğu şeyleri arkeoloji ve Tarih ile milattan önceki medeniyetlerden alındığını öğreniyoruz. Ve bu güne delilleri kalması gereken hadiselerden iz bile yok ! Ay ikiye bölünmemiş gittik ve bizzat gördük insan olarak. Nuh tufanıysa olması teknik olarak imkansız bir yıkım delillerini bulamıyoruz ama bildiğimiz bir şey var evren 13.75 milyar yıl önce bir patlamayla oluştu dünya ise 4.54 milyar yıldır orda. Öncesinde yoktu evrende milyonlarca galaksi her galakside milyarlarca yıldız bunların etrafında da trilyonlarca gezegen dönüp duruyor biz bu büyük fotoğrafın içerisinde sadece milyonlarca galaksi arasında bir tanesi olan samanyolu galaksisinin sarmanlarının birinin kenarındaki bir yıldınızın etrafında dönen küçüçük yok hükmünde bir gezegenin üzerinde yaşıyan varlıklarız artık hadislerde ki gibi Allah'ın peygamberi için söylediği iddia edilen sen olmasaydın habibim felekleri yaratmazdın şeklindeki bir sözü ve kutsal kitaplardaki evrenin merkezinde dünyanın olduğu yıldızların yakın göğü süslüyen birer kandil olduğu yıldızların şeytanlara atılan birer taş olduğu her şeyin bizim için yaratıldığı evrenin bizim için biz burda yaşıyalım diye yaratıldığı iddialarını kabul edicek beyin yapısını geçtik, teleskoplar yaptık uzay araçları ile dünyanın dışından evrene baktık ve zamanı hesaplayarak gök cisimlerinin bize uzaklıklarını bulduk yıldız zannedilen diğer galaksileri tespit ettik. sonuç olarak evrenin merkezinde dünyanın olmadığı ve bütün varlık aleminin ve 7 kat göğün bizim için yaratılmayacak kadar büyük oldugunu biliyoruz! Bildiğimiz diğer şey ise düzen ve nizamın olmadığı her şeyin sıkıştırılmış bir küçüklükden var olarak genişlemeye devam ettiği o halde sabit ve sonsuz bir cennet yada cehennem kavramlarını hiçbirşeyin durmadığı ve herşeyin haraket ettiği bir evrende nereye koyacağız ? Tanrı kavramını tartışırken eleştiririrken ve överken bir şeyi gözden kaçırıyoruz, bizim bahsettiğimiz Tanrı acaba karşıdakinin savunduğu ya da yerdiği Tanrı mı? Acaba aynı varlıkdan mı bahsediyoruz ? Çoğu kez kimin neden bahsettiğini bile bilmediğini düşünüyorum o nedenle bir Tanrı çizme gayreti içindeyim. Buda, yehova, Allah, Tanrı, kızıldelililerin semitik dinlerin, hinduların, hasıllı bütün din ve ekollerin Tanrılarının özellikleri ve eylemleri bile farklı... O nedenle o üst bilinci hala inkar etmemek ile birlikde görece zekama göre fazlaca karmaşık matematiksel hesaplamalar ve ihtimaller gerektiren varlık alemine baktığında bir yaratıcıyı görüyor yada delillerini buluyorum ama hangisini ? Kuran'ın, Tevrat'ın, zebur'un, Şamanizm'in sorun burda. Madem ben bir et bedenim ve maden düşünce sistemim ve algı kapasitem fiziken kafatasımın içindeki nöronlar ile sınırlı o halde nöronlarım ile bulamadığım ve algılıyamadığım bir şeyden sorumluluğum yoktur! Ama nasıl yoktur ? o şeyin olmadığını söylemiyorum var olabilir olmaya bilirde ama benim duyu yeteneklerim ve algı kapasitem ister zamansal olarak ister yetenek olarak olsun bir şeyi algılayamıyorsa o şey benim için yoktur ! her canlı için gerçeklik duyu organları aracığılıyla elde ettiği verilerin sinirler aracılığıyla beyine iletilmesiyle oluşan bir similasyondan ibaret yani gerçekliği hiçbir zaman tam olarak bilemiyoruz duyu organlarımız ve sinirlerimiz ne kadar kabiliyetliyse ve beynimiz yani nöronlarımız bu bilgileri nasıl ve ne şekilde işliyorsa işte bizim için gerçeklik bu oluyor. İnsanlarla iletişim şekli olarak bozulan ve tahrip edilen kitaplar yada bölgesel dinler ile insanların sadece küçük bir kısmının görebildiği peygamberler göndermek yerine her insan ile iletişim kurması yada iletmek istediği bilgili bütün insanların görebileceği şekilde yayımlaması gerekirdi. Tanrı bana göre zoru seçmez, kolayıda seçmez. Tanrı mantıklı ve maksimum fayda veren şeyi seçer ve ona göre davranır. Arap bir peygambere Arapça bir metin verip; Kalk hadi git bunu 7 bin ayrı dildeki tüm dünya milletlerine ekvatordan kutuplara kadar tebliğ et anlat demesi itiraz ederlerse ve sana karşı koyarlarsa öldür ! demesi bana hiç mantıklı gelmiyor. İnsan ve kul kazanmak istiyen Tanrının sırf ilk iletişim kurmak için seçtiği yolda dünya insanlarının milyonlarcasının ölmesi garanti bir son bu. Yayım her dilde yapılsa ve sabit silinmez bir metin olsa ondan sonra imtihan olsak daha akılca olmazmıydı ? Hayır olmazdı diyenler anlatıcağım sahnedeki adamın torunu ya da bizzat kendisi olarak empati kursunlar lütfen.
Anadoluda eski tarihlerde yaşıyorsunuz huzur içindesiniz güzel bir eşiniz ve 9 yaşında bir kızınız var askerlik çağında da bir delikanlı oğlunuz Tanrı bir önceki peygamberin süresinin dolduğunu değerlendirip yenisini gönderdi asıl amacı seni kazanmak. Ve sana değer veriyor zira o Tanrı dini ekolde sonsuz rahmetli şevkatli ve adil bir tanrı sen onun için çok ama çok değerlisin ama direkt seninle konuşmuyor sana gönderdiği dini mesajı arap yarımadasında bir insana gönderdi ve o kişiye bunu bütün insanlığa anlat beni tanısınlar bana ibadet etsinler dedi. Bu şevkatli tanrı bu dinin içindeki savaş kurallarına karşı koyanlarına öldürülmesi mallarının beytül mala kaldırılması ve kalanlarında köle olarak alınması kurallarınıda koydu. Senin müşvik tanrının planından kurallarından ve mesajından haberin yok henüz varlığını ve seni sevdiğini bile bilmiyorsun tanrının askerleri yola çıktı insanı bir refleks olarak senin devletinde tanımadığı ve yabancı dil konuşan dillerini değiştirmelerini ve devletlerini kendilerine bırakmalarını yada fidye ödemelerini istiyen bu kişiler ile savaşacaklar senin ülkenin askere ihtiyacı var oğlunu çağırdılar oğlun vatan görevine gitti gelen tanrının askerleri ile konuşamıyorsun anlamıyorsun.Tanrının indirdiği söylenen kitabı ile bilgin bile yok hele savaş kurallarını hiç bilmiyorsun. Tanrı onlara melekleriyle yardım etti . Muhakkak ki ben sizlerle beraberim dedi askerler karşılaştı ve ülkelerini savunmaya çalışan binlerce askerin öldü. İçinde oğlunda var kafası gövdesi kılıçla kesilmiş üstünde atlar tepinmiş halde savaş meydanında öldürüldü ve kokmayı bekliyor tanrının askerleri ilerledi ve ülkeye el koydu. Gelip karını ve 9 yaşındaki kızınıda esir olarak aldılar esir köle kadınların nikahları dinen düşüyor ve onlarla ilişkiye girilebiliyor ne de olsa onlar artık birer mal. karını bir evde 9 yaşındaki öpmeye kıyamadığın kızınıda başka bir evde soyup tecavüz ettiler Tanrı senin kızın yaşındaki bir kızın zaten peygamberine eş olmasına izin verdiği için senin kızının çığlıkları ve baba diye bağırması Tanrı askerlerinin yüreğinde hiç acı oluşturmadı. Hele Allah'ın yüreğine hiç ama hiç dokunmadı zira askerler Allah'ın buyruğundan hiç çıkmamışlardı. Allah karısı ve 9 yaşındaki kızı başkalarının tecavüzüne uğramış ve köle yapılmış ayrıca oğlu savaş meydanında parca parca yatan senden şimdi ona iman etmeni istiyor ve kendisinin mükemmel olduğunu bildiriyor sana ayrıca birkaç yıl çalışıp arapça öğrendiğinde onun ne kadar şevkatli olduğunu ve bütün bunları kendisine sana tanıtmak ve seni cennetine koymak için yaptığınıda göreceksin biraz daha okuduğunda yeteri kadar paran varsa Allahın askerlerine ve devlet başkanına fidye ödüyerek kızın ve karından geriye kalanlarını kurtarabileceğini yoksa kızın ve karının sahiplerinin kalbine merhamet vermesi ve onları azad etmeleri için tanrıya dua edebileceğini kızının ve karının müslüman olmasının bile onları kölelikden kurtaramayacağını öğreneceksin Bu sahneyi kabul edebiliyorsan ve özümsüyorsan hiç vakit kaybetmeden bu anlattığımı okumamalı ve Müslümanlığına devam etmelisin. Beni de kafir ilan etmelisin.
Erkek bazlı, anlaşılamayan bir kitap ile karşılaşıyoruz. Yaratıcıdan gönderildiği sandığımız kitap Medine'nin dışına çıkamamış. Yarattığı sandığımız dünyanın hakkında yalan yanlış bilgiler vermiş ve yakın yüzyılda ortaya çıkan bilim ile tamamen ters saçma sapan ayetler yazmış. Hayatımıza katılan her türlü yeniliği gözden geçir. Bana bir din söyle ve o dinin ayetini oku ve de ki insanlık bu dinin kitabını okudu falanca ayeti inceledi ardından o ayete dayanarak yada o ayetten ip ucu alarak şu icadı gerçekleştirdi. Yada insan hayatı içine Dinin emrettiği şu yeniliği kattı. Ve o yenilik de insanlığın şu bakımdan gelişmesini sağladı. İnsanlığın hayatında şuan hangi yenilikler yaşanıyorsa hepsi de insanların kendi gayreti kendi çabası kendi azmi ve mücadelesi sonucu elde edildi. '' Şu durumda dinlerin yapabildiği tek şey ama tek şey ise insanoğlunun zeka ve azmi ile geliştirip hayatın içine soktuğu yeniliklere kendini adapte edebilmek için çaba sarfetmek. Edison lambayı icat ederken dini kitapları okumadı. Sadece arapların diline uygun inmiş ve o dini kabul etmeyen diğer toplumlara inanmadıkları için zulüm edilmiştir. Kuran daha dilini bilmediği toplumlara inanmadığı için sonsuz cehennem ile tehdit etmiş. Muhammed'e sınırsız ayrıcalık tanınan. kendi içinde onlarca çelişkili bir kitap. Bu nasıl bir Allah? Mutlak güç sahibi ve evreni yaratan yaratıcıya siz bu kitabı yakıştırabiliyor musunuz ?
Yorumlar
Yorum Gönder